IASOS TARİHÇESİ


  Birçok Yunan şehri gibi, İasos da kökenleriyle övünmüştür. Şehrin sakinleri İasos'un Peleponnesos'taki Argos'tan deniz yoluyla gelenler tarafından kurulduğuna inanıyordu." Bu inanış, kazılarda ortaya çıkan Miken varlığının ve etkisinin (M.Ö. 15. - 12. yüzyıl) ya da antik yazarların bahsettiği çok sonraki "kolonizasyon" hareketinin anılarının ürünü olabilir. Gerçekte, İasos'taki en erken buluntular Kalkolitik, hatta muhtemelen Neolitik döneme aittir ve İasos'un üzerinde kurulduğu alan, Anadolu ile Ege kültürleri arasında birkaç bin yıl boyunca buluşma noktası olmuştur.

 İç kısımda şehrin kuzeyindeki geniş nekropolis ve Artemis Astias kutsal alanının yanındaki Roma agorasında bulunan çağdaş bazı mezarlar, söz konusu dönemde her birinin kendine ait mezarlığı olan iki ayrı yerleşmeye işaret etmektedir. Bunlardan biri yarımadanın yukarı yamaçlarında, diğeri de içteki nekropolisin yakınlarında olmalıdır.

 Şimdiye kadar Geç Tunç Çağı'nın daha sonraki dönemlerine ve Orta Tunç Çağı'nın başlarına (yaklaşık M.Ö. 23.–19. yüzyıl) tarihlenebilecek bir yerleşmenin izine rastlanmamıştır. Bununla birlikte, Bu alanlarda ele geçen buluntular ve Girit, Kiklat ve On iki Adalar'dan gelen keramikler İasos ve Ege adaları arasında sıkı ilişkilerin varlığını göstermektedir. Geç Tunç Çağı'nın başlarında gözlemlenen konik kâseler, pişirme kapları gibi ev kapları ve Minos (yani Girit) tipi ağırşaklar ilginçtir. Bunların (diğer kanıtları da göz önünde bulundurduğumuzda) Girit ile yakın ticari ilişkilerle mi yoksa bir Giritli göçmen yerleşimi ile mi açıklanacağı kesin değildir. Ancak Girit'le olan bağlar Santorini yanardağının patlamasıyla sona ermiştir ve hatta bu patlamanın izlerini İasos'ta, Roma agorasının altındaki kültür katlarında görülen kalın volkan külü tabakasında izlemek mümkündür. Minos etkisi M.Ö. 15. – 12. yüzyıllarda yerini Miken dünyası ile yakın ilişkilere bırakmıştır.

 M.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısında İasos Miletos'un etkisindedir. Samos ve Korinthos'un aksine bu güçlü İonia şehri bütün Baryglia Körfezi'ni, adaları ve Karia sahiline bakan kıyı şeridini kontrol altında tutmaktaydı.

 Yerel geleneğe göre, Argos'tan gelenlerin şehri kurmaları Miletos'un yardımıyla olmuştur: Yerli halk direniş gösterince, Neleus'un oğlu (Miletos'un kurucusu) yardımlarına gelir (Polybios 16.12.1). İasos'un Dor yerine İon şehri olmasının sebebi de budur. M.Ö. 7. – 6. yüzyıllara ait sanat eserleri özellikle İonia etkisi göstermektedir.

 Artemis Astias, Zeus Megistos (belki de Hera ile birlikte), Demeter ve Kore kutsal alanları Arkaik Döneme aittir (M.Ö. 6.yüzyıl). Aynı dönemde sonraki bir yüzyıl boyunca sürecek Pers hâkimiyeti de başlayacaktır.

 M.Ö. 5. yüzyılın ortalarında şehrin ismi, Atina ve çeşitli Yunan şehirlerinin kurduğu, "adaletsiz" bir ittifak olan Attika-Delos Birliği'nin vergi listesinde görülür. İasos'un ulaştığı refah düzeyi, ödediği vergilerden anlaşılabilir. M.Ö. 5. yüzyılın sonlarına doğru, şehrin Pers ve Yunan dünyası arasındaki konumu vatandaşları için bir sorun olmaya başlamıştı. Özellikle Peloponnesos Savaşı'nın ikinci safhasında Atina ve Sparta (ve müttefikleri) arasındaki savaş Anadolu topraklarında taşınmıştı ve Persler de savaşa dâhil olmuştu. Bu dönemde (M.Ö. 412- 405) Atina'ya sadık kalan İasos, satrap Pissonthes'in oğlu Amorges'in üssü oldu. "

 Satrap Tissaphernes ve Sparta ordusu Amorges'i yakalayarak İasos'u yağmaladı, ardından şehre bir Pers garnizonu yerleştirildi (Thukydides 8.28-29). Lykia şehri Ksanthos'tan bir yazıta bu olaylardan ve Lykia kralı Harpagos'un oğlunun Spartalılara ve Tissaphernes'e verdiği destekten söz eder. Buna ilâveten tarihçi Diodoros'un aktardığı bir öykü vardır: M.Ö. 405'te Atina'nın egemenliğinden çıkar ve Spartalı komutan Lysandros'un emriyle bir Sparta filosu şehre girerek şehri yerle bir eder ve sekiz yüz vatandaşı öldürür; kadın ve çocuklarda köle olarak satılır (Diodoros 13.104.7). Aslında, Diodoros'un eserlerinin el yazmalarında bahsedilen şehir, hâlen yeri belirlenememiş Thasos'tur ve İasos daha sonradan yapılmış bir düzeltmedir. Dolayısıyla, bu pasajın İasos tarihi ile bir ilişkisi yoktur.

 Konon'un komutası altındaki Atinalıların Knidos'taki deniz muharebesinden zaferle çıkmalarının ardından (M.Ö. 394), Sparta'nın Ege üzerindeki kontrolü oldukça zayıflamıştır. Bu yıllarda İasos, Knidos, Rhodos, Samos, Byzantion ve Ephesos'la birlikte, üzerindeki symmakhia (ittifak) yazıtı bulunan sikkeler basmıştı.

 Pers İmparatorluğu'nun Anadolu üzerindeki hâkimiyetini kabul eden M.Ö. 386 barışından sonra, İasos Karia satrabı Hekatomnos tarafından yönetilmiştir. Bu süreç doğal bir direnişle karşılaşmıştır. Belki de şehrin barındırdığı farklı bir etnik ya da sosyal gruplar yüzünden kamplaşma yaşanmıştır (Mausollos'un yürüttüğü siyaset Atina karşıtıydı). İasoslu bazı vatandaşlar Karia hanedanına karşı bir isyan başlatmış ve bu isyana katılan Mylasalılarla birlikte sürülmüşlerdir.

 İskender'in Miletos'ta bozguna uğrattığı Pers filosunda en az bir İasos gemisi olduğunu biliyoruz. Kısa bir süre sonra, Halikarnossos'un kararlı direnişi ve general Memnon'un çabalarına rağmen Karia'nın tamamı Pers hâkimiyetinden "kurtarılmıştır". İasos'ta da bazı değişimler meydana gelmiş ve "demokratik" bir yönetim (yani Makedonialıları tutan) kurulmuş, belki de bazı kurumsal düzenlemeler yapılmıştır.

 İasos ve İskender'in arasındaki ilginç ilişki, Hermias ve yunus hakkındaki yerel bir efsaneye yansımıştır. Şehrin sikkelerinde bile anlatılan bu olayın etkisinde kalan İskender, genci Poseidon rahibi yapmak için yanında götürür. Üstelik İskender'in maiyetinde saray şairi olarak ün yapmış İasoslu Khoerilos bulunmaktaydı. Ancak, İasos ile Makedonia hânedanı arasındaki en ilginç gelişmeler siyaset alanında meydana gelmiştir. İskender'in yanında bulunan İasoslu Gorgias'ın arabuluculuğu sayesinde, Makedonia kralı şehre bazı ayrıcalıklar vermiştir. Bunların arasında "Küçük Deniz" de (bugün Sarı Çay'ı yakınındaki lagün) balık avlama haklarının iadesi de vardı. Bu hakkın daha önce kime ait olduğu (Mylasa? Pers kralı? Bargylia?) açık değildir ve çeşitli fikirler öne sürülmektedir.

 İskender'in Babil'de vakitsiz ölümünden sonraki (M.Ö. 323) yıllarda çıkan karmaşa döneminde, şehrin tarihi hakkında çok şey bilinmemektedir. İskender'in halefleri (diadokhoslar) arasındaki mücadeleler sırasında Karia, birbirine rakip generaller arasında el değiştirmiştir. M.Ö. 323'ten 314'e kadar İasos, Antigonos Monophthalmos (tek gözlü)'un yanında savaşan Polemios tarafından kendi topraklarından sürülen Makedonialı general Asandros'un eline geçmiştir. Birkaç yıl sonra, M.Ö. 310'da daha sonra Mısır'ın tahtına geçecek olan Ptolemiaos tarafından özgürlüğüne kavuşturulmuştur. Bütün bu mücadelelere rağmen, M.Ö.4. yüzyılda kamu binalarının ve kutsal alanların sayısı oldukça artmış, agora düzenlenmiştir.

 M.Ö.3.yüzyılın sonuna doğru, Alinda hükümdarı Olympikhos'un saldırgan siyasetinin hedefi olmuştur. Olympikhos'un saldırılarından iyice bunalan İasos, M.Ö. 220'ye doğru, kendisiyle aynı dor kökenlerini paylaşan ve bu yüzden akrabalık bağları (synghenenia) olan Rhodos'tan yardım istemiştir. Hem iç kesimi hem de denizi şehrin batısındaki düzlükten kontrol eden savunma duvarları bu dönemde inşa edilmiş olmalıdır. Makedonia'nın bölgedeki varlığı Roma'nın İkinci Makedonia Savaşı sırasında duruma müdahale etmesine sebep olmuştur. Rhodos bu sırada İasos'tan yardım ister. Kynoskephalai'deki Roma zaferinden sonra (M.Ö.197), V.Philippos Roma'nın isteğine uyarak şehri boşaltmak zorunda kalmıştır. Ancak, bu arada İasos Syria kralı III. Antiokhos'un hâkimiyeti altına girer ve buraya garnizonlar yerleştirir.

 M.Ö. 199/8'de (bazı bilim adamlarına göre M.Ö. 228'de) meydana gelen deprem sonucunda şehirde ciddi bir tahribat meydana gelmiştir. Bununla ilgili bir yazıtta III. Antiokhos'un karısı Laodike'nin felaketten zarar görenlere yaptığı yardımlardan bahsedilmektedir. Bu yardımların karşılığına şehir minnettarlığını belirtmek amacıyla, çeşitli yapılara para yardımında bulunan Antiokhos'a ait bir kült kurmuştur. Ancak şehir bu yüzden bölünür: Sürgüne gönderilen bazı vatandaşlar Seleukos yönetimine karşı çıkarak Roma'dan yana tavır takınmıştır. Roma ve Syria kralı arasında meydana gelen savaş sırasında, İasos'un toprakları amiral Lucilius Aemilius Paulus'un Karia'daki operasyonlarında yağmalanmıştır (M.Ö. 190). Antiokhos'un Magnesia ad Spylum'da yenilgiye uğramasından ve ardından yapılan Apameia Barışı'ndan sonra (M.Ö. 189), İasos muhtemelen Rhodos'a verilen kıyı şeridine (perea) dahil olmuştur.

 M.Ö. 167'ye kadar süren bu statüsü, aynı yıl Roma'nın Makedonia kralı Perseus'a karşı kazandığı zaferden sonra değişmiş, şehre "özgürlüğü" verilmiştir. Daha sonra, Pergamon Krallığı'nın Roma'ya geçmesinin ardından (M.Ö. 133), İasos diğer Karia şehirleri ile birlikte Asia eyaletinin bir parçası olmuştur. Bu yeni düzenleme Pontos kralı VI. Mithridates tehlikesi ile karşı karşıya kalır. İasos öteki Anadolu şehirleri gibi kralı Roma'ya karşı destekler (M.Ö.88).

 Bu ittifakın ortaya çıkmasının bir nedeni de Asia eyaletindeki kötü yönetime karşı duyulan hoşnutsuzluktu. Dardanos Barışı'ndan (M.S. 85) sonra, Roma ceza olarak bölgenin büyük kısmını imparatorluğun onarımı için zorunlu yardıma mahkûm etmiştir. Roma İmparatorluğu'nun yeniden inşa faaliyeti Anadolu'nun ekonomisini on yıllar boyunca ağır bir yük altında bırakmıştır.

 Yakındaki Mylasa ile İasos arasında cereyan eden bir savaştan sonra, şehir imparatorluk döneminde nispeten sakin bir hayat sürmüş ve refaha kavuşmuştur. Büyük inşaat projeleri Traianus döneminde başlamıştır. Onarımlar, kamu binalarının süslenmesi ve genişletilmesi, hususî yapılardaki artış, sonraki dönemde, Hadrianus ve Antoninus Pius zamanında sürmüştür. Bouleuterion yeniden inşa edilmiş, su yolu yapılmış ve adanın güney yamaçlarında, freskler ve mozaiklerle süslü bir yerleşim alanı kurulmuştur.

 Agoradaki anıtsal onarım çalışmaları MÖ 138'e tarihlenir. Bu dönemde Artemis, imparator ve şehre iki tanınmış vatandaş, Thophilos oğlu Dionysios ve Argaios oğlu Hierokles tarafından adanmış büyük bir revak yapılmıştır.

 Sonraki yüzyıllar hakkında bildiklerimiz azdır. Şehir muhtemelen sakin hayatını sürdürmüştü ve tarihin akışı onu bir anlamda es geçmişti. Yine de, belli bir refah düzeyini sağlamış olmalıdır. İmparatorluk döneminde İasos yakınındaki mermer ocaklarından çıkan kırmızı mermer aranan bir maldı, hatta Bizans döneminde Afrika'ya, İtalya'ya ve Konstantinopolis'e bile ihraç ediliyordu. Bu güvenli ve huzurlu ortam, MS.3. yüzyılda barbar kavimler tehlikesiyle bozulmuştur. Yüzyılın ortalarında (M.S. 253-268) Heruli kavminin şehre doğru ilerlemesi karşısında, Caracalla'dan Gallienus'a kadarki dönemi kapsayan 3000 kadar sikke, agoranın güneybatı köşesindeki odalardan birinin zemininin altına saklanmıştır. Bu olaylardan sonraki bilgilerimiz Hıristiyanlık dönemine aittir. Ephesos, Khalkedon, Nikaia ve Konstantinopolis konseylerine katılan piskoposlar arasında, M.S. 431-879 arasında beş İasos'lu piskoposun adı geçmektedir. Bu döneme tarihlenebilecek mimari kalıntılar arasında, daha sonra şehrin idari ve askeri merkezi olacak kıstak üzerindeki kale bulunmaktadır. Agoranın kuzeydoğu duvarına bindirilmiş çevre duvarı, erken dönem şehir surlarını takip etmektedir. İdarî açıdan, M.S. 610'dan sonra İasos Karabisanoi'a ait geniş bir deniz "thema" sının (Bizans İmparatorluğu'nda askeri eyalet) bir parçası olmuştur. Burası iki kısma ayrılarak, her biri bir "drungar"ın idaresine verilmiştir. 8. yüzyılın başında (M.S. 711-732) yapılan bir reformla, İasos'u da içine alan "drungarlık" özerk ve kendi strategosu tarafından yönetilen Cibyrreotes "thema"sına çevrilmiştir. Bölgenin kuzey sınırında kalan İasos Mandalya Körfezi'ni kontrol ediyordu. Bundan sonraki dönemde bölge için oldukça zorlu geçmişi kıyı şeridindeki savunma sistemleri denizden gelecek bir tehlikeye karşı güçlendirilmiştir. İasos'un üzerinde bulunduğu adanın düzlük kesimini çevreleyen surlar ve batı limanına girişi kontrol eden kule muhtemelen bu tarihlerde inşa edilmiştir (12.- 13. yüzyıllar). Ancak günlük yaşam devam etmekteydi ve 13.yüzyılda İasos metropolitanından, Miletos "metropolis"inin archbishopu olarak söz edilmektedir. Bizans yerleşimi 15. yüzyılda sona ermiştir. Bu konuda kesin bilgimiz yoktur, ancak agoradaki bazilikanın yanındaki mezarlık alanından gelen buluntular, en azından erken Osmanlı döneminde şehirde çekirdek bir nüfusun bulunduğunu göstermektedir.

 

İletişim

Telefon: (332)223-13-79
Fax: (332)241-13-09
Email: iasoskazisi@gmail.com
Website: www.iasoskazisi.selcuk.edu.tr

Selçuk Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi - Arkeoloji Bölümü
Selçuklu/ Konya

 

Abone Olun !

Mail adresinizi yazarak Iasos hakkında ki gelişmeleri takip edin.